Yazılara Dön
Ceza Hukuku··4 dk okuma

Fatih Altaylı’nın Silivri Duruşması: Mahkeme 4 Yıl 2 Ay Hapis ve Tutukluluğun Devamı Kararı Verdi

Silivri Cezaevi Duruşma Salonu'nda görülen duruşmada mahkeme, Fatih Altaylı’yı “tehdit yoluyla cumhurbaşkanına karşı diğer fiili saldırılar” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı ve tutukluluğun devamına karar verdi. Duruşmada savunma, konuşmanın bağlamından koparıldığını, suç unsurunun oluşmadığını ve sunulan emsal kararların beraat yönünde olduğunu savundu.

Giriş

26 Kasım 2025 tarihinde Silivri Cezaevi Duruşma Salonu'nda görülen duruşma, Fatih Altaylı'nın tutuklu yargılandığı dosyanın ikinci duruşması olarak gerçekleşti. Duruşma, celse arasında Cumhuriyet savcısının sunduğu mütalaa ve tarafların yazılı savunmalarının dosyaya sunulmasıyla başladı; duruşma kısa sürmesi öngörüldü.

Duruşma sürecinin özeti

  • Duruşma başlama aşamasında izleyiciler, basın ve müdafiler salonda hazır bulundu. Sanık Fatih Altaylı daha sonra salona getirildi ve alkışlarla karşılandı.
  • Celse arasında savcı tarafından mütalaa sunulmuş; mütalaa dava dosyasına yazılı olarak eklenmişti. Müşteki vekili mütalaaya katıldığını belirtti.
  • Mahkeme başkanı, duruşma düzenine ilişkin uyarılarda bulundu ve tarafların beyanlarını aldı. Sanık ve müdafiler sözlü savunmalarını yinelediler.

Sanığın ve müdafilerin savunmaları

Fatih Altaylı:

  • Savunmasına Silivri'ye hitaben "Silivri'ye hoş geldiniz" sözüyle başladı ve mütalaayı inceleme fırsatı bulduğunu belirtti.
  • Savcının sunduğu emsal kararlardan birisinin açık tehdit içerdiğini, kendisinin yayınından ise açık bir suç unsurunun anlaşılmadığını söyledi. Ayrıca Cumhurbaşkanının koruma düzeninde yayın sonrası somut bir artış gözlemlenmediğini, konuşmanın tehdit olarak algılanmasının makul olmadığını vurguladı.
  • Son sözünde, beraatini ve tahliyesini talep ettiğini bildirdi.

Sanık müdafileri:

  • Rezzan Aydınoğlu yazılı savunmayı tekrar etti ve dosyaya sunulan beraat emsal kararlarına işaret etti.
  • Ömer Teker, mütalaa ile iddianame arasında fark görmediğini, mütalaada CMK m.103 kapsamında katalog suç değerlendirmesi yapıldığını ve TCK m.310/2'nin katalog suçlara sokulmasının mümkün olmadığını belirtti. Ayrıca savcılığın dayandığı doktrinin (Zeki Hafızoğulları) savcılık tarafından hatalı yorumlandığını söyledi.
  • Metin Aslan, yargılamanın esasının iki soru olduğunu kaydetti: (1) Fatih Altaylı’nın sözlerinin tehdit oluşturup oluşturmadığı; (2) oluşursa bunun cumhurbaşkanına yönelik fiili saldırı sayılıp sayılmayacağı. Aslan, bir söz ile nasıl fiili saldırı yapılabileceğinin açık ve anlaşılır biçimde gösterilmesi gerektiğini, savcılığın dayandığı kaynakların yeterli ve uygun olmadığını savundu. Ayrıca "cumhurbaşkanına tehdit" suçunun özel bir düzenleme ile netleştirilmediğini, böyle bir geniş yorumun kanunilik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Mütalaa, emsal kararlar ve hukuki tartışma

  • Savcının celse arasında sunduğu mütalaada birden fazla emsal karara atıf yapıldığı; müdafilerin ise dosyaya beraat yönünde emsal kararlar sunduğu kaydedildi. Savcının sunduğu altı emsal kararın üçü görevsizlikle sonuçlandığı, diğer ikisinin ise terör örgütü mensuplarına ilişkin olduğu dile getirildi.
  • Müdafiler, TCK m.310/2 kapsamında suç tanımının uygulanabilmesi için bazı ön koşulların bulunduğunu ve burada tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığını ileri sürdü. Savunmalar, konuşmanın bağlamdan koparıldığını, cümlenin muhatabının açıkça belirtilmediğini ve dolayısıyla suç unsuru bulunmadığını vurguladı.
  • Savcılığın doktrine dayanarak yaptığı değerlendirmeler müdafiler tarafından eleştirildi; bir makaleye veya tek bir yazına dayanarak geniş kapsamlı mütalaa oluşturulmasının yeterli olmadığı belirtildi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın beyanı

TBB Başkanı Erinç Sağkan duruşmada mütalaayı eleştirdi. Sağkan, Altaylı'nın ifadelerinin bağlamından koparıldığını, konuşmanın kesilip kısaltılarak suçlama konusu yapıldığını ve suçlama için konuşmanın muhatap ve bağlamının açıkça tespiti gerektiğini söyledi. Ayrıca anayasal düzende "ömür boyu cumhurbaşkanlığı" gibi bir durumun bulunmadığını, bu tür ifadelerin somut bir muhatapla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Mahkeme kararı ve salon tepkisi

  • Mahkeme, Fatih Altaylı’yı "tehdit yolu ile cumhurbaşkanına karşı diğer fiili saldırılar" başlıklı suçtan neticeten 4 yıl 2 ay hapse mahkûm etti ve tutukluluğun devamına karar verdi.
  • Kararın açıklanmasının ardından salonda itiraz ve tepki gösterileri oldu; bazı kişiler heyete yönelik sloganlar attı. Heyet kararı okuduktan sonra salon hızla boşaltıldı.

Hukuki sonuç ve izlenecek yollar

  • Verilen hüküm ve tutukluluk kararı kesinleşmemiş olup, müdafiilerce kanun yollarına başvurma hakkı bulunmaktadır. İstinaf ve temyiz gibi süreçler kanunda öngörülen usuller çerçevesinde işletilecektir.
  • Duruşmada ortaya konan tartışmalar, özellikle tehdit suçunun unsurlarının tespitinde bağlamın ve muhatabın belirlenmesinin önemini; doktrinî kaynaklara dayanan değerlendirmelerde ise dikkatli ölçütlerin uygulanması gerektiğini göstermektedir.

Değerlendirme

Bu dava, ifade özgürlüğü ile suç unsurlarının belirlenmesi arasındaki hassas dengeyi gündeme taşımaktadır. Savunmanın vurguladığı şekilde, konuşmaların bütünü ve somut muhatap ilişkisi göz ardı edilmeden hukuki değerlendirme yapılması gerekir. Öte yandan mahkemenin verdiği hüküm, dosyada sunulan mütalaa ve değerlendirilen emsaller temelinde verilmiş olup, sonraki süreçte hukuki yollar kullanılarak kararın denetlenmesi beklenmektedir.

Kapanış

Silivri'deki duruşma, kamuoyunca yakından izlenmiş ve geniş hukukî tartışmalara yol açmıştır. Bu tür davalarda usul ve esas bakımından şeffaflık ile adil yargılanma ilkelerine azami dikkat gösterilmesi gerektiği bir kere daha vurgulanmalıdır.

Paylaş

Bu konu hakkında danışmak ister misiniz?

Uzman ekibimiz hukuki sorularınız için yanınızda.

İletişime Geçin