Yaşlı bireylerin hukuki işlem yaparken yalnızca yaşları nedeniyle ek yükümlülüklere tabi tutulması, gündelik hayatta sık karşılaşılan ancak çoğu zaman görünmez kalan bir ayrımcılık biçimidir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun, noterlik işlemlerinde 65 yaş üstü kişilerden otomatik doktor raporu istenmesine ilişkin değerlendirmesi, yaşlı hakları ve ayrımcılık yasağı bakımından önemli bir çerçeve sunmaktadır.
Kararın merkezinde basit ama kritik bir ilke yer almaktadır: Bir kişinin yaşı, tek başına onun ayırt etme gücünün bulunmadığına dair varsayım kurulması için yeterli değildir. Noterler elbette işlemin güvenliğini ve tarafların iradesinin sağlıklı biçimde oluşup oluşmadığını gözetmekle yükümlüdür; ancak bu gözetim, yaşlı bireyleri peşinen şüpheli konuma yerleştiren otomatik uygulamalara dönüşmemelidir.
TİHEK’in Değerlendirdiği Sorun: Yaş Nedeniyle Otomatik Rapor Talebi
Paylaşılan karar özetine göre TİHEK, noterlerin 65 yaş üstü kişilerden, ayırt etme gücüne ilişkin davranışa dayalı somut bir şüphe bulunmaksızın otomatik olarak doktor raporu istemesini hukuka aykırı bulmuştur. Kurum, bu uygulamanın yaşa bağlı ayrımcılık yasağının ihlali niteliğinde olduğuna karar vermiştir.
Burada tartışılan mesele, noterlerin hiçbir durumda rapor isteyemeyeceği değildir. Asıl sorun, rapor talebinin kişiye özgü somut gözlem ve gerekçelere dayanmadan, yalnızca belirli bir yaş eşiğinin aşılmış olmasına bağlanmasıdır. Başka bir ifadeyle, hukuki güvenliği sağlama amacı, yaşlı bireylerin otomatik biçimde ehliyetsiz veya iradesi zayıf kabul edilmesine gerekçe yapılamaz.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü hukuki işlem güvenliği ile ayrımcılık yasağı arasında kurulacak denge, ancak her somut durumda kişinin davranışları, beyanları ve işlem anındaki durumu dikkate alınarak sağlanabilir. Yaş, bu değerlendirmenin tek ve belirleyici ölçütü haline geldiğinde, bireysel değerlendirme yerini kalıp yargıya bırakır.
Yaşlılık ile Bunamayı Eşitleyen Kalıp Yargının Hukuki Riski
Kararda özellikle yaşlılığın bunama ile eş tutulmasına ilişkin kalıp yargılara dikkat çekildiği aktarılmaktadır. Bu vurgu, yalnızca noterlik uygulamaları bakımından değil, yaşlı bireylerin kamu hizmetlerine, özel hukuk işlemlerine ve sosyal hayata katılımı bakımından da önemlidir.
Yaşlılığın bunama ile denk görülmesine ilişkin kalıp yargıların yaşlı bireylerin özerkliğine müdahale edilmesine, yetilerinin sorgulanmasına neden olacağı ve yaşlı olmalarına bağlı olarak ayrımcı ve haysiyet kırıcı travmatik bir sürece maruz bırakılacakları vurgulandı.
Bu değerlendirme, yaşlı bireylerin yalnızca korunması gereken kişiler olarak değil, aynı zamanda kendi yaşamları hakkında karar alma hakkına sahip özerk bireyler olarak görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Koruma amacıyla yapılan müdahaleler dahi, ölçüsüz ve genelleyici olduğunda kişinin haysiyetini zedeleyebilir.
Yaşlılık doğal bir yaşam evresidir; tek başına zihinsel yetersizlik, irade sakatlığı veya işlem ehliyeti eksikliği anlamına gelmez. Bu nedenle yaşa dayalı otomatik kontroller, görünürde idari kolaylık veya işlem güvenliği sağlıyor gibi dursa da, pratikte yaşlı bireylerin haklarını kullanmasını zorlaştırabilir.
Ayırt Etme Gücü Değerlendirmesi Nasıl Ele Alınmalı?
Hukuki işlemlerde ayırt etme gücü, kişinin yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesiyle ilgilidir. Bu değerlendirme, soyut yaş sınırlarından ziyade işlem anındaki somut duruma dayanmalıdır. TİHEK kararının önemi de tam olarak bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Noterlik işlemlerinde makul ve meşru bir değerlendirme yapılabilmesi için rapor talebinin aşağıdaki gibi somut nedenlere dayanması beklenir:
- Kişinin beyanları arasında açık çelişkiler bulunması,
- İşlemin mahiyetini veya sonuçlarını anlamadığına dair davranışsal göstergeler olması,
- İletişim kurma, irade açıklama veya karar verme sürecinde belirgin güçlüklerin gözlemlenmesi,
- İşlemin tarafları veya koşulları bakımından kişinin iradesinin sakatlanmış olabileceğine dair somut şüphe oluşması.
Buna karşılık, yalnızca kimlik bilgisinden hareketle kişinin 65 yaş üstünde olduğunun görülmesi ve bu nedenle otomatik rapor istenmesi, bireysel değerlendirme yapılmadığını gösterir. Bu durum, eşit muamele ilkesini zedelediği gibi yaşlı bireylerin hukuki işlemlere erişimini de gereksiz şekilde ağırlaştırır.
Noterlik Uygulamalarında Eşitlik ve İşlem Güvenliği Dengesi
Noterlik faaliyetleri, hukuki işlemlere güven kazandıran önemli bir kamusal fonksiyon taşır. Bu nedenle noterlerin işlem taraflarının iradesini ve işlem güvenliğini gözetmesi doğaldır. Ancak bu görev, ayrımcılık yasağına uygun şekilde yerine getirilmelidir.
TİHEK kararının verdiği mesaj, işlem güvenliğinin yaşa dayalı genellemelere teslim edilemeyeceğidir. Bir kişi genç olduğu için ayırt etme gücüne sahip sayılıp yaşlı olduğu için şüpheli kabul edilemez. Değerlendirme, kişisel gözleme ve somut olgulara dayanmalıdır.
Bu yaklaşım, noterler açısından da daha sağlıklı bir uygulama standardı oluşturur. Rapor talebi gerekiyorsa bunun nedeni açık, kişiye özgü ve işlemle bağlantılı olmalıdır. Böylece hem hukuki işlem güvenliği korunur hem de yaşlı bireyin haysiyetini zedeleyen keyfi veya otomatik uygulamaların önüne geçilir.
Yaşlı Hakları Neden Giderek Daha Görünür Hale Geliyor?
Paylaşımda, ülkemizde artan yaş ortalaması ve geniş aile yaşam tercihlerinin azalması nedeniyle yaşlı haklarının her geçen gün daha fazla ihlale uğradığı ifade edilmektedir. Bu tespit, yaşlı hakları alanının yalnızca sosyal politika meselesi değil, aynı zamanda temel haklar ve ayrımcılık yasağı meselesi olduğunu göstermektedir.
Yaşlı bireyler; sağlık hizmetlerine erişim, bankacılık işlemleri, tapu ve noter işlemleri, bakım ilişkileri, miras planlaması ve sosyal yaşama katılım gibi birçok alanda hak ihlali riskiyle karşılaşabilir. Bu risklerin bir kısmı açık ihlal şeklinde ortaya çıkarken, bir kısmı da iyi niyetli olduğu düşünülen ancak kişinin özerkliğini sınırlayan uygulamalarla görünür hale gelir.
Bu nedenle yaşlı hakları bakımından temel yaklaşım, yalnızca koruma eksenli olmamalıdır. Koruma ile özerklik birlikte düşünülmeli; yaşlı bireyin iradesi, haysiyeti ve karar alma hakkı merkeze alınmalıdır. TİHEK’in kararı da bu dengeyi hatırlatan önemli bir örnek olarak değerlendirilebilir.
Kurumsal Farkındalığın Önemi: Yaşlı Hakları Merkezleri
Paylaşımda ayrıca İstanbul Barosu bünyesinde 2023 yılında Yaşlı Hakları Merkezi kurulduğu, ancak seçimli genel kurul sonrasında bu merkezin kapatıldığı belirtilmektedir. Bu bilgi, yaşlı hakları alanında kurumsal sürekliliğin önemini gündeme getirmektedir.
Yaşlı hakları ihlalleri çoğu zaman bireysel olaylar gibi görünse de, arka planda sistematik farkındalık eksikliği bulunabilir. Bu nedenle barolar, kamu kurumları, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları nezdinde yaşlı haklarına odaklanan yapıların varlığı önemlidir.
Bu tür merkezler, hem hak ihlallerinin tespit edilmesine hem de uygulayıcıların bilinçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Özellikle noterlik, sağlık, sosyal hizmetler ve yerel yönetimler gibi yaşlı bireylerle sık temas eden alanlarda hak temelli yaklaşımın güçlendirilmesi gerekmektedir.
Yaşa Bağlı Ayrımcılık Yasağı Uygulamada Nasıl Anlaşılmalı?
Yaşa bağlı ayrımcılık, her zaman açık bir dışlama biçiminde ortaya çıkmaz. Bazen belirli yaş grubundaki kişilere fazladan prosedür uygulanması, işlem yapmalarının zorlaştırılması veya iradelerinin sürekli sorgulanması da ayrımcı sonuç doğurabilir.
Bu kapsamda TİHEK kararından çıkarılabilecek temel ayrım şudur:
| Uygulama | Hukuki Değerlendirme |
|---|---|
| Sadece 65 yaş üstünde olduğu için otomatik doktor raporu istemek | Yaşa bağlı ayrımcılık riski taşır |
| Davranışa dayalı somut şüphe varsa rapor talep etmek | Somut gerekçeye bağlı olarak meşru olabilir |
| Her yaş grubuna aynı bireysel değerlendirme ölçütlerini uygulamak | Eşitlik ilkesine daha uygundur |
Bu tablo, kararın pratik anlamını sade biçimde göstermektedir. Ölçüt yaş değil, kişinin işlem anındaki somut durumu olmalıdır. Aksi halde yaşlı bireylerin haklarını kullanması, diğer bireylere kıyasla daha ağır ve haysiyet kırıcı bir sürece bağlanmış olur.
Uygulamada Ne Anlama Geliyor?
TİHEK’in değerlendirmesi, noterlik işlemleriyle sınırlı olmayan daha geniş bir ilkeye işaret etmektedir: Yaşlı bireylerin hak kullanımı, yaşa dayalı kalıp yargılarla sınırlandırılamaz. Hukuki işlemlerde güvenlik sağlanırken, kişinin özerkliği ve insan onuru korunmalıdır.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
- 65 yaş üstü olmak, tek başına doktor raporu istenmesi için yeterli gerekçe kabul edilmemelidir.
- Ayırt etme gücüne ilişkin şüphe varsa, bu şüphe somut davranış ve gözlemlere dayanmalıdır.
- Noterlik uygulamalarında işlem güvenliği ile ayrımcılık yasağı birlikte değerlendirilmelidir.
- Yaşlı bireylerin özerkliği, koruma gerekçesiyle ölçüsüz biçimde sınırlandırılmamalıdır.
- Yaşlı hakları alanında kurumsal farkındalık ve süreklilik güçlendirilmelidir.