Yazılara Dön
Ceza Hukuku··6 dk okuma

Fatih Altaylı Duruşmasında Tutukluluğun Devamı Kararı: Savunmalar, Talepler ve Ara Kararlar

03.10.2025 tarihli Fatih Altaylı duruşmasında savunmalar, müşteki vekilinin katılma talebi, müdafilerin tahliye ve beraat talepleri ile savcılığın görüşü değerlendirildi. Mahkeme, Cumhurbaşkanının katılma talebini kabul ederek Fatih Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın 26.11.2025 tarihine bırakılmasına karar verdi.

03.10.2025 tarihinde görülen Fatih Altaylı duruşması, hem ceza yargılamasında tehdit suçu tartışmaları hem de tutuklama tedbirinin uygulanması bakımından kamuoyunun yakından takip ettiği bir oturum oldu. Duruşmada sanık savunması, müdafilerin hukuki itirazları, müşteki vekilinin beyanları ve savcılığın ara karar talepleri mahkeme huzurunda değerlendirildi.

Duruşmanın sonunda mahkeme, Fatih Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına, Cumhurbaşkanının katılma talebinin kabulüne ve yargılamanın ileri bir tarihe bırakılmasına karar verdi. Bu yazıda, duruşmada öne çıkan beyanları ve ara kararların hukuki önemini, thread’de aktarılan bilgiler çerçevesinde sistematik şekilde ele alıyoruz.

Duruşma Salonunda İlk Aşama: Katılım, Salon Düzeni ve Başlangıç

Duruşma başlamadan önce salonun doluluğu ve izleyici katılımı dikkat çekti. Duruşmayı izlemek üzere salonda Celal Şengör, Murat Bardakçı, İsmail Saymaz, Ruşen Çakır, Timur Soykan, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Şule Aydın ve Faruk Süren gibi kamuoyunca tanınan isimler yer aldı.

Mahkeme heyeti yerini aldıktan sonra, duruşma öncesinde Erinç Sağkan, dışarıda kalan kişilerin salonda uygunluk bulunması halinde içeri alınmasını talep etti. Mahkeme başkanı, salonun dolu olduğunu belirterek bu talebi reddetti.

Fatih Altaylı’nın sanık kürsüsüne getirilmesinin ardından duruşma 10:56 itibarıyla başladı. İlk aşamada kimlik tespiti yapıldı ve ardından Altaylı savunmasına geçti.

Fatih Altaylı’nın Savunmasının Ana Çerçevesi

Fatih Altaylı, savunmasına duruşma salonundaki gazetecilere ve izleyicilere hitap ederek başladı. Aktarıma göre, duruşma salonuna getirilirken uzun bir süreden sonra çimen ve geniş gökyüzü gördüğünü ifade etti.

Savunmasının merkezinde, gazetecilik faaliyetlerinin gerekçesi ve kendi konumlandırması yer aldı. Altaylı, Türkiye’nin farklı kesimlerindeki çocukların eşit koşullara sahip olmasını istediğini, bu nedenle programlar yaptığını, konuştuğunu ve anlattığını belirtti.

Bu kapsamda, ülkeye karşı bir borç hissettiğini ve kendisini bu ülkenin yetiştirdiğini söyledi. Ayrıca kazanç elde ettiklerini, ancak bunun bir kısmını burs olarak kullandıklarını ve burs verilen gençlerin geleceğini kendi çocuğunun geleceği gibi düşündüğünü ifade etti.

Altaylı’nın savunmasında öne çıkan bir diğer başlık ise kendisine yöneltilen muhalif gazeteci nitelendirmesiydi. Kendisini bu şekilde değil, eleştiren gazeteci olarak tanımladı:

Bana muhalif gazeteci diyorlar, ben eleştiren gazeteciyim.

Bu ayrım üzerinden, muhalif olmanın iktidarın yerine geçme hedefi taşıyabileceğini; kendisinin ise böyle bir hedefinin bulunmadığını, ülkenin daha iyi olmasını istediğini dile getirdi.

Tehdit Suçu İddiasına Karşı Savunma: Geçmişi Anlatmak Tehdit midir?

Duruşmanın temel hukuki ekseni, Altaylı’nın sözlerinin tehdit suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkindi. Altaylı, hayatında kimseyi tehdit etmediğini, geçmişte kendisi tehdit edildiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ekran açmış bir kişi olduğunu belirtti.

Savunmasında, seçilmiş bir kişiyi tehdit etmesinin söz konusu olmadığını ileri sürdü. Özellikle geçmişten örnek vermenin tehdit olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı:

Geçmişi anlatmak nasıl tehdit olabilir. O zaman tüm tarih kitapları tehdittir.

Altaylı, mahkeme heyetinin söz konusu 2,5 dakikalık videoyu izlediğinde tehdit içeriği bulunmadığını göreceğini söyledi. Kendisinin bir haksızlığı varsa bunun annesine, eşine ve kızına karşı olduğunu; aksine gençlerin geleceği tehdit altında olmasın diye konuştuğunu ifade ederek savunmasını tamamladı.

Müşteki Vekilinin Beyanı: Katılma Talebi ve Suç Vasfı Tartışması

Savunmanın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı, müşteki vekili sıfatıyla beyanda bulundu. Müşteki vekili, Altaylı’nın sözlerinin tehdit suçunu oluşturduğunu ileri sürdü.

Bununla birlikte, müştekinin Cumhurbaşkanı olması nedeniyle eylemin TCK m. 306 kapsamında cezalandırılması gerektiğini savundu. Bu beyanın ardından, katılma talebine ilişkin olarak Fatih Altaylı’ya söz verildi.

Altaylı, müşteki vekilinin konuşmanın başını atladığını belirtti. Cumhurbaşkanının mağdur statüsünde olduğunu düşündüğünü söylemekle birlikte, Erdoğan’ın bu sözleri duyduğunu düşünmediğini ifade etti. Sözleri duymuş olsa dahi, kendisinin vücut bütünlüğüne zarar vereceği yönünde bir korkuya kapılacağını düşünmediğini belirtti.

Bu noktada Altaylı, savunmasındaki tarih kitabı benzetmesini yeniden gündeme getirerek, geçmişe dair anlatımların tehdit sayılması halinde tarih okumanın da benzer bir korku yaratması gerektiği yönünde değerlendirmede bulundu.

Müdafilerin İtirazları: Suçun Unsurları ve Özel Kast Vurgusu

Fatih Altaylı’nın müdafileri, isnat edilen eylemin suç oluşturmadığı ve tutuklama tedbirinin koşullarının bulunmadığı yönünde savunmalar yaptı.

İlk olarak müdafi Rezzan Aydınoğlu, müvekkilinin suç olmayan bir eylemden yargılandığını belirtti. Aydınoğlu’na göre somut olayda suçun unsurları oluşmamıştı; ortada cezalandırılabilir bir fiil bulunmuyordu.

Aydınoğlu, Altaylı’nın tarihten bir örnek verdiğini, ancak bunun bugün de gerçekleşmesi gerektiği veya gerçekleşeceği anlamına gelmediğini savundu. Tehdit suçunun özel kastla işlenen bir suç olduğunu ve dış dünyada karşılığı bulunması gerektiğini ifade etti.

Ayrıca Cumhurbaşkanının, Altaylı’nın sözlerinden korktuğunu düşünmediğini belirtti. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanının kısa süre önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmaya atıfla, böyle bir korkunun hayatın olağan akışına uygun olmadığını savundu.

TCK m. 106 Bakımından Tehdit Suçu Tartışması

Müdafi Av. Ömer Teker de dosyada işlenemez bir suç bulunduğunu ileri sürdü. Teker, TCK m. 106 kapsamında tehdit suçunun oluşabilmesi için müştekinin korkması veya eylemin korkutmaya elverişli olması gerektiğini belirtti.

Savunma makamı, dosyaya bir uzman mütalaası sunduklarını ve bu mütalaada sözlerin demokrasi vurgusu taşıdığının, suçun unsurlarının oluşmadığının belirtildiğini aktardı. Thread’de aktarılan bilgiye göre bu değerlendirme, mütalaanın 37. sayfasında yer aldı.

Teker, dosya kapsamında tek delilin video kaydı olduğunu ve bu kaydın dosyada bulunduğunu ifade etti. Ayrıca müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığını belirterek hem tahliye hem de beraat talebinde bulundu.

Erinç Sağkan’ın Beyanı: Masumiyet Karinesi ve Tutuklama Tedbiri

Duruşmada söz alan Erinç Sağkan, Fatih Altaylı’nın daha önce defalarca adliyeye çağrıldığını ve her çağrıldığında gidip ifade verdiğini belirtti. Bu vurgu, kaçma şüphesi tartışması bakımından önemliydi.

Sağkan, olayda önce hedef gösterme sürecinin yaşandığını, bundan yaklaşık 9 saat sonra gözaltı kararı verildiğini ifade etti. Ayrıca İletişim Başkanlığının açıklamasının masumiyet karinesine aykırı olduğunu savundu.

Bu süreci, ilk düğmenin yanlış iliklenmesi benzetmesiyle anlatarak dosyanın bu noktaya yanlış bir başlangıç nedeniyle geldiğini dile getirdi. Sağkan’a göre tutuklama tedbiri dosyaya herhangi bir katkı sağlamamıştı.

Sağkan ayrıca tehdit suçunun, ileride haksız bir eylem yapılacağından bahisle işlenebilecek bir suç olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanına karşı bu suçun işlenmesinin mümkün olmadığı yönünde bir değerlendirme yaparak, Anayasa’da Cumhurbaşkanı olma şartlarının belli olduğunu ifade etti.

Savcılığın Görüşü ve Mahkemenin Ara Kararları

Duruşma savcısı, Cumhurbaşkanının katılma talebinin kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi. Ayrıca Fatih Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

Savcılık, esas hakkındaki mütalaasını sunmak üzere süre verilmesini ve duruşmanın ileri bir tarihe bırakılmasını istedi. Bu görüşün ardından duruşmaya 15 dakika ara verildi. Salon boşaltıldıktan sonra ara kararların açıklanması için yeniden duruşma salonuna geçildi.

Mahkemenin açıkladığı ara kararlar şu şekilde oldu:

Ara Karar BaşlığıMahkemenin Kararı
TutuklulukFatih Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Katılma talebiCumhurbaşkanının katılma talebi kabul edildi.
Bir sonraki duruşmaDuruşma 26.11.2025 saat 10:00 tarihine bırakıldı.

Uygulamada Ne Anlama Geliyor?

Bu duruşma, ceza yargılamasında ifade özgürlüğü, tehdit suçu, katılma talebi ve tutuklama tedbiri gibi başlıkların aynı dosyada tartışıldığı bir örnek olarak öne çıktı. Henüz esas hakkında nihai karar verilmiş değildir; mahkeme bu aşamada ara kararlarla yargılamanın devamına hükmetmiştir.

Öne çıkan hukuki sonuçlar şöyle özetlenebilir:

  • Mahkeme, Cumhurbaşkanının katılma talebini kabul ederek müşteki tarafın yargılamaya katılan sıfatıyla devam etmesinin önünü açtı.
  • Savunma makamı, sözlerin tehdit oluşturmadığını; özellikle TCK m. 106 bakımından korkutmaya elverişlilik ve özel kast unsurlarının bulunmadığını savundu.
  • Müdafiler, dosyadaki temel delilin video kaydı olduğunu ve kaçma şüphesinin bulunmadığını belirterek tahliye ve beraat talep etti.
  • Savcılık, tutukluluğun devamı ve esas hakkında mütalaa için süre talep etti.
  • Mahkeme, Fatih Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 26.11.2025 saat 10:00’a bıraktı.

Paylaş

Bu konu hakkında danışmak ister misiniz?

Uzman ekibimiz hukuki sorularınız için yanınızda.

İletişime Geçin